Mimarlık ve Topos

Bu etkinlik tamamlanmıştır.

Mimarlık kuramcıları Joseph Rykwert ve David Leatherbarrow’a göre günümüz mimarlık problemlerinin en önemlilerinden bir tanesi yapının bulunduğu yakın çevreden kopuk bir şekilde ele alınmasıdır. Buna göre yapı inşa edildiği bağlamın bir uzantısı olmak yerine bu bağlama karşı tavır sergileyen veya kendini bu bağlamın dışında tutan bir unsur olarak kendini tanıtmaktadır. Günümüz mimarlık pratiğini düşündüğümüzde yapı dendiğinde ilk aklımıza gelen etrafı duvarlarla çevrilmiş bir iç hacimdir. Mimar kendisine gelen talepler doğrultusunda yapının içiyle dışını ayıran sınırları (duvarları) belirler, bunlara bir şekil verir ve ortaya çıkan üç boyutlu nesneyi ihtiyaçlarımızı gideren bir yapı olarak sunar. En basit anlamda bir alanın sınırlandırılması veya özelleştirilmesi mimari bir objenin inşası olarak düşünülmektedir. Yapının içerisiyle dışarısını ayıran sınırları aynı zamanda yapıyı resimsel bir obje olarak ortaya koyan, diğer bir deyişle yapıyı imgeleştiren elemanlarıdır.

Bugün mimarlık tarihini anlatan bir çok kaynak mimarlığı bu cephe düzenleri üzerinden sunmaktadır. Böylelikle insan ile yapılı çevre arasındaki diyalekt görsel düzeye indirgenmektedir.

Bu yaklaşıma karşı Leatherbarrow şöyle bir eleştiri sunmaktadır: yapının içiyle dışı arasındaki ayrım güçlendiğinde, diğer bir deyişle bütün dikkat yapıyı dış dünyadan ayıran duvarlara verildiğinde yapı resimsel bir figüre dönüşmektedir. Öte yandan Leatherbarrow’a göre mimarlık görsel bir objeden çok içerisinde hareket ederek (bütün duyularımızla) mekanları deneyimlediğimiz koreografik bir kurgudur. Buna göre mimarlık pratiği fiziksel ve (görsel) bir inşa olgusu kadar ‘topografik’ bir olgu olarak da değerlendirilmelidir. ‘Topografi’ kavramı bir yer düzlemi üzerinde hareket ederken yaşadığımız durumları, duygusal deneyimleri, kurduğumuz sosyal ilişkileri işaret etmektedir. Bu yaklaşımda yapı dış dünyada kurduğumuz sosyal ve duygusal ilişkilerin (bağlamın) bir uzantısıdır. ‘Topografi’ yapı tasarımını şekillendiren öncelikli kaynağın soyut biçimsel normlardan çok insan bedeni ile çevresi arasında kurulan duygusal diyalektik olduğunu önermektedir.

Bu tartışma doğrultusunda yapılacak olan bu atölyede Platon’un ‘khora’ ve ‘topos’ kavramlarından başlayarak 20. yüzyıl filozofları ve mimarlık kuramcılarının görüşleri irdelenecektir. 

Hacettepe Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Emre Demirel'in koordinatörlüğünde yürütülecek olan atölyede Zeynel Dündar, Gizem Kulak ve Pelin Nane de yardımcı koordinatörler olarak çalışacaklardır. 

Atölyenin yaklaşık 4 hafta sürmesi öngörülmektedir.

Atölye toplantıları perşembe günleri saat 19:30’de FKSD ofisinde gerçekleştirilecektir.

Atölye çalışması en fazla 25 katılımcıya yöneliktir.

Toplantılarda katılımcılar tarafından okuma metni üzerine tartışma ve değerlendirmeler yapılacaktır. Her bir toplantı ara dahil 2 saat dolaylarında sürecektir.

Atölyenin ilk toplantısı 11 Nisan 2019 Perşembe günü 19.30'da FKSD ofisinde yapılacaktır.
web tasarım ankara Arama Motoru Optimizasyonu